HAYAT AŞISI

Öyle bir salgın ki tüm Dünyada ve ülkemizde 2 yılı geride bırakalı birkaç ay oldu. Gelinen noktada ülkeler gibi ülkemizde aşılanıyor ve normalleşmeye hızla dönüldüğü görülüyordu. Bir yandan kitlesel aşılama sürer iken bir yandan virüsün farklı mutasyon tiplerine aşıların koruyuculuğu bilim adamları tarafından test ediliyordu. Ancak bu noktadan sonra özellikle ülkemizde yeterli aşımız bulunmasına rağmen aşılama hızı düşüyor ve adeta aşı karşıtı bir kesimin aşı olmama kaprisi ön plana çıkıyor ve bunu sonucunda vaka sayıları yeniden yükselerek 4.dalga olarak isimlendiriliyordu. Evet evet kapris olarak nitelendirdiğim bu durumu açmadan önce bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum.

2 yılı geride bıraktığımız salgın sürecinde;

Ülkemizde görülen ilk vakanın ardından yüreğimizde oluşan korkuyu hatırlayalım,İlk günlerden balkonlardan alkışladığımız, sonrasında süreç içerisinde şehit verdiğimiz yüzlerce sağlık çalışanımızı hatırlayalım. Eşimize dostumuza hasret kaldığımız, evlerimize kapandığımız ayları hatırlayalım. Sosyal medyayı açtığımızda hergün verilen çok sayıda vefat duyurularını, kaybettiğimiz büyüklerimizi hatırlayalım.Cevdet Egemenlik’i, Abdurrahman Karakaya’yı, Mustafa Yazıcıoğulları’nı kaybettiğimiz günleri hatırlayalım. Mahallemize beyaz tulumları ile gelen ekipleri gördüğümüzde, Allah’ım ne zaman bitecek dediğimiz günleri hatırlayalım.    Evini arabasını satarak kapanan esnafı, işlerini kaybeden vatandaşlarımızı hatırlayalım. Covid salgınından tedirgin olup hastaneye gidemediği için tedavisini aksatan ağır hastalarımızın kaybı yüreğimizi yakmadı mı?

Eski yaşantımıza özlem duyarak, aşının bulunması için dua ettiğimiz günleri hatırlayalım. Hastaneler ve yoğun bakımlar dolduğu için yakınlarımıza yer aradığımız günleri hatırlayalım. Evimize kapanmanın yarattığı olumsuz psikolojimizi, okula gidemeyen çocuklarımızı ve kardeşlerimizi hatırlayalım. Bu hatırlatmalardan sonra tabi eleştirilen politikalar ve uygulamalarda oldu. Eleştiri herkesin hakkı olduğu kadar faydalıdır da eksikliklerin görülmesi adına, hatta özeleştiri de yapmalıyız. İşte bu yazımda bir vatandaş olarak tamda özeleştiri anlamında ve iğneyi önce kendimize batırma adınadır. Gelelim aşı olmayı sürekli erteleyen kişilerin aklındaki en önemli ve tehlikeli 2 soruya;Efendim ben gencim sağlıklıyım bana birşey olmaz, o yüzden aşı olmayı düşünmüyorum diyenler;Evet bu hastalığın bilinen en belirgin özelliği hastalığa yakalananların % 90 nında belirti vermemesi ve hastalığı hafif bir şekilde geçirmesi, Ancaak bu durum bulaştırmayı engellemediği gibi hızını agresif bir şekilde arttırması adına hastalığın en büyük silahıdır.

Ayrıca hastalığı atlatmış olanların uzun vadede covide bağlı nasıl bir sağlık sorunu yaşayıp yaşamayacağının bilimsel bir verisi ise henüz yok.İkinci olarak “Efendim aşının içine çip yerleştirerek bizi robotlaştıracak” gibi sualleri çok sık duyuyoruz. Elimizden ayrı tuttuğumuz sürenin 10 dakikayı geçmediği, her türlü konum ödeme ve hts kayıtlarımızı, yazılarımızı kaydeden, bırakın konuşmayı arama yapmayı düşündüğümüz bir ürünü bile açar açmaz reklamını gördüğümüz ve şuan bu yazıyı okumakta olduğunuz cep telefonlarımız mevcut iken bizi robotlaştırmak için çipe ihtiyaç olmadığı gibi aşıya entegre edilecek çip teknolojisi hala bulunmuş değil. Biz Türk milleti her daim  çalışkan, merhametli, duyarlı, misafirperver ve yardımseverliği gibi özelliklerinin yanında işini son güne bırakması ile de öne çıkarız.Milli takımımız nasıl gruptan çıkmayı hep son maça bırakıyor ise bizde elektrik ve su faturalarımızı 10 günlük süre olmasına rağmen son güne bırakıp ödeme noktalarında kuyruklar oluşturarak, kurumları eleştirerek sıra kavgası yapmıyor muyuz.Bu örneği özellikle verdiğimi belirterek yarın aşı yaptırmayanlara olası bir yaptırım sonrası aşı merkezlerin de aşı kuyruğu oluşmasını beklemeyelim. Saklama koşulları zor ve meşakkatli olan aşıları devletimiz köylere, Avm lere hatta ve hatta kahvehanelere kadar götürmüşken,Hastalığın çok sevdiği ve sezonu olan güz dönemi yaklaşmakta iken,Okulların açılmasını bekleyen çocuklarımız ve kardeşlerimiz var iken,Normalleşmeyi bu kadar özlemiş ve devamını arzular iken,     Vaka ve vefat sayıları yeniden artmaya başlamış iken,Tekrar kapanma korkusu yaşayan esnaf ve çalışanlarımızı da düşünerek,Önce kendi sağlığımız korumak ve salgını sonlandırmak adına bir an önce tereddüt dahi etmeden aşılanalım ve özellikle risk faktörü olan kesime sevdiklerimize adeta HAYATI AŞILAYALIM.

Sancar DELİBALTA
Anestezi Tek-Maden Mühendisi
İşletmeci-İktisatçı-Yük.Sağ.Yön

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir