BİRLİK

Emek, hepimizi içine alan, tanımlayan yegane değerdir. İnsanlık tarihimiz emeğin tarihidir. Çin seddini yapanda, piramitleri dikende, sanayii devrimini gerçekleştirende, imparatorların, hükümranların değil, yüzbinlerce işçinin, kölenin emeğidir. Gökdelenleri diken, plazaları yapan, tüneller yollar yapıp, şehirler kuran, dağları delip madenleri çıkaran, beş tane holdingin, sermayedarın değil, milyonların emeğidir.

Dünyaya bu pencereden baktığımızda, işte o zaman kutsal emeği görürüz. Hayatın gerçek sahiplerini, o isimsiz kahramanları görürüz.

Tüm dünyada adaletin terazisi emekten yana işlemiyor maalesef. Tarih o kölelerin, o işçilerin, o savaşan askerlerin adlarını yazmıyor. Tarih imparatorları yazıyor, tarih savaşı kazanan komutanları yazıyor, plazaları diken, yatında katında oturan holding sahibi sermayedarların adlarını yazıyor.

Emeğin sahiplerinin tarihin sayfalarına yazılmak için tek şansları var!

Birlikte davranmak ve örgütlenmek! Kendi hayatına ve emeğine sahip çıkmak.

Spartaküs o yüzden unutulmuyor. Köleleri biraraya getirdiği için!

Mustafa Kemal yok olmak üzere olan bir halkı örgütlediği için!

Albert Persons, 1 Mayıs’ı ve 8 saatlik iş gününü, ölümü pahasına insanlığa armağan ettiği için unutulmuyor!

Ya da Şemsi Denizer 1991 de büyük madenci yürüyüşünü ve birlikte mücadelenin kazanımlarını tarihe yazdırdığı için unutulmuyor.

Son aylarda Ege Linyitleri İşletmesine ait tüm açıkocakların özel sektöre devredileceği sıkça konuşulur oldu. Özellikle Sarıkaya panosunun çok yakın bir zamanda satılabileceği işveren tarafından bile dillendirildi. Halihazırda 1200 e yakın çalışan işçisi var ELİ ‘nin. 2005 yılından beri yeraltı işletmeciliğinden elini çekti kurum. Bunun altyapısı kalmadı artık, bunu anlıyoruz. Ama geçen yıl  A panosunun devriyle başlayan açık ocakların özelleştirilmesinin hiç anlaşılır bir yanı yok. 30-35 yıllık makina ve ekipmanlarla üretime devam ediliyorsa, işçinin fedakarca çalışma arzusundandır. Yapılması gereken, evet çalışmak istiyoruz diyen bu işçiyi tertip edecek ruhsatlı sahaları kaybetmemek ve makina parkına yatırım yapmak.

Şirketler para kazanacakları yerleri isterler. Bu onların doğası gereğidir.

İşçiler, emek örgütleri, çalışan kesimlerde işyerlerine, emeklerine sahip çıkmak isterler. Bu da onların doğası gereğidir. Kurumu korumak, üretime devam etmek, istihdamı atıl duruma düşürmemek ister. Derdi kamunun kazancıdır.

Eğer 2 milyon aileye ve binlerce okula kömür dağıtılmışsa, bunda ELİ çalışanlarının emeği büyüktür. Bu büyük bir kamu hizmetidir.

Özelleştirme yerine, özelleştirilen yerlerdeki şirketlerin işçi çıkarmalarına müdahale edilmeli, o kurumlar gerekirse yeniden kamulaştırılmalıdır!

Devlete borçlarını ödemeyen şirketlere yol verilmeli, yeniden kamunun hizmetine sunulmalıdır!

Soma da üç alanda birlik sağlanmalıdır:

– Kurum çalışanı işçilerin ve memurların birliği

– Somadaki tüm emek örgütlerinin, derneklerin, STK’ların, patilerin, halkın birliği

– Tüm ülkedeki sendikaların ve emekten yana tüm kurumların birliği

Başlayacağımız nokta Somadır ve SOMA EMEK PLATFORMU, Maden İşçileri Sendikası nın çağrısıyla en kısa zamanda oluşturulmalıdır.

Emeğin birliği herşey demektir. O isimsiz kahramanlar biraraya geldiği zaman, tarihi yeniden yazmaya muktedirdir. Bizi yanyana getiren bu kutsal kelimeye sahip çıkalım:EMEK.

Emeğin birliğini sabote edecek her türlü suni ayrışmadan uzak duralım. İşimize de, işyerimize de sahip çıkabilmenin tek yolu budur.

Birliğimizi kim istemez?

Tarihi kendi adlarına yazmak isteyen muktedirler ve sermaye sahipleri istemez!

Herkes memleketini çok sever ama, memleketçilik bizi bölen bir tutumdur. İşçinin gurbetçisi, yerlisi olmaz.

Herkesin gönlünde bir aslan yatar, herkes 5 yılda bir seçimlerde istediği partiye oy verir, ama bundan dolayı bölünmek yanlış bir tutumdur. Sahaya geldiğimizde hepimiz madenciyizdir! Özelleştirme kapıya dayandığında hepimiz zarar göreceğizdir.

Ya da Toplu İş Sözleşmesinde, A partisine oy verene %40, B  partisine oy verene %20 zam demeyecektir hiç kimse!

Hayatın gerçekleri başkadır ve acımasızdır. Birliğimizden öte yol yoktur. Alınteriyle çalışıp, çoluğunun çocuğunun rızkını kazananın yoldaşı, yanıbaşındaki arkadaşıdır.

Bunu becereceğiz ve işyerlerimize sahip çıkarak, o tarihi biz yazacağız!

Son söz: AÇIKOCAKLAR BİZİMDİR!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir